"Başımıza Gelenler" adlı romantik komedide, Katherine Heigl, geleceği parlak bir "catering" uzmanı Holly Berenson'ı, Josh Duhamel da bir TV kanalında çalışan yetenekli spor direktörü Eric Messer'ı canlandırıyor. Korkunç bir ilk buluşmadan sonra tek ortak noktalarının birbirine olan nefretleri ve vaftiz kızları Sophie'ye olan sevgileri olduğunu keşfediyorlar. Ama, aniden Sophie'nin hayatta tek sahip olduğu ebeveynler olduklarında, Holly ve Messer farklılıklarını bir kenara bırakmak zorunda kalırlar. Yeni kariyer hedefleri ve yoğun sosyal hayatları arasında gidip gelirken, aynı çatı altında yaşayabilmenin de bir yolunu bulmak zorunda kalırlar.
17 Aralık 2010
Hürriyet
18 Aralık 2010 Cumartesi
Bu Hafta Gösterimde - Şenlikname Bir İstanbul Masalı
Sultan'ın biricik kızının saraydan kaçırılması ile başlayan inanılmaz macera, İstanbul'un 3000 yıllık efsanevi mekânlarında amansız bir mücadeleye dönüşüyor. Saf mehtercilerin, eski korsanların, Saray muhafızlarının, masum mekanikçilerin karıştığı macerayı anlatan bir Şenlikname albümünün sayfaları içinde sıcak bir aşk öyküsü doğuyor.
17 Aralık 2010
17 Aralık 2010
17 Aralık 2010 Cuma
Bu Hafta Gösterimde - Çakal
İstanbul'un yoksul mahallelerinden birinde yaşayan Akın'ın hayatı, annesinin ölümüyle şekil değiştirmeye başlar. Çalıştığı marangoz atölyesinden çaldığı parayla yeni bir hayat kurmayı plânlarken, sevgilisi Deniz'in bu plânı saçma bulup onu terk etmesi, arkadaşı İdris'in yaptığı teklifi kabûl etmesine sebep olur. Bu teklif ona yeni bir başlangıç fırsatı sunar. Kaybedecek hiçbir şeyi olmayan Akın'ın, gerçek dünyadaki umursamaz ve korkusuz duruşu, patronun gözünden kaçmaz. Fakat bu yeni başlangıç yeni düşmanları da beraberinde getirir.
17 Aralık 2010
17 Aralık 2010
Bu Hafta Gösterimde - Çakallarla Dans
Muhasebeci Servet, şirketin internet hesapları üzerinden para çalmak için plân yapar. Parayı yakın arkadaşı Gökhan'ın hesabına aktarıp suçu onun üzerine yıkacaktır. Diğer iki arkadaşı da plânın figüranı olacaklardır. Ancak işi ellerine yüzlerine bulaştırırlar. Kısa yoldan para kazanmak uğruna giriştikleri iş onları, akıllarına bile gelmeyecek çılgın ve eğlenceli bir serüvene sürükler
17 Aralık 2010
17 Aralık 2010
Kaybedenlerin Şarkısı
Ölü biri olarak geldim dünyaya
Ölü bir doğum
Onlar, Yaşadın!diyor
Vatanı sev!Şeytanı inkat et!
ve vergini öde!
Oysa ben
Otuz küsür yıl boyunca
beni seyreden herkese
yaşayan bir insan taklidi yaptım.
Şimdi rakı bassam yarama
Yarın penceremde hiç kullanılmamış
bir Akdeniz bulur muyum?
Hangi dinin mabedime saklansam kurtarır beni
tırnak uçlarımla onların kükürtünü solumaktan?
Ve nasıl bir cinayet işlesem de
makul nedeni karşısında şaşırıp kalsa Tanrı
Yorgunum
yorgun olduğum gecelerde
karanlık adamlarla
karanlık odalara kapanıp
esrar içiyoruz
bu ülkenin işimize yaramayan anayasasına karşı.
Sen benim yoldan çıkmamı bırak
ellerimi çok yalnız bıraktılar
ve zamanla
yolları da haritadan çıkarmanın ustası oldum.
Ellerimi çok yalnız bıraktın.
Seni unuttum!Çoktan unuttum!
Unutamadığım sadece birşey var
O da sende unuttuğum çocukluğum...
Jan Ender Can
15 Aralık 2010 Çarşamba
...
Yanyana yürümeyelim diye dar yapılmıştı kaldırımlar.
ve yine yan yana yürümeyelim diye dar kafalıydı insanlar.
ve sırf dardı diye kafalar, düşünmeyi bırakıp sevmeyi denedik,
sarılmak yakar bizi deyip aşkı hep uzaktan sevdik ...
6 Aralık 2010 Pazartesi
Metropia
"Herkesin kaderini biribirine ören kriz, yine de bireyi kendi yıkıntısı içerisinde yalnız bırakmaya devam ediyordu."
Daha önce İf film festivalinde gösterilmiş olan ve bizi son derece gerçek bir dünyaya taşıyan, Guantamo hapishanesinin anlatıldığı Gitmo filmiyle tanıdığımız Tarık Saleh'in ilk uzun metraj filmi Metropia. Animasyon tekniği kullanarak gerçek fotoğraflar kullanıp, gri ve mavi tonların kullanıldığı karanlık bir atmosferde kendi dünyasını yaratıyor Tarık Saleh.
Bıçak Sırtı ve 1984 gibi distopya filmlerin izini süren Metropia, açgözlülüğün hüküm sürdüğü ve baskıcı tüketim toplumunun portresini çiziyor.
2009 Venedik Film Festivali: Geleceğin Film Festivali Dijital Ödülü ve Stocholm Film Festivali: En İyi Müzik Ödülü alan filmlerin seslendirme kadrosunda Vincent Gallo,Stellan Skarsgaard,Juliete Lewis,Alexander Skarsgaard vardır
Film, 2024 yılında geçer. Petrol kaynakları tükenmek üzeredir ve her tarafta gözetleme kameraları vardır. Tüm şehirler birbirine, yeraltından geçen büyük bir metro istasyonuyla birbirine bağlanmıştır. Kahramanız Roger, yeraltından korkutucu atmosferinden ürperdiği için bisikletle işe gelip gitmektedir. Roger'ı birçok şey ürpertmekte.
Kapitalist sistemin doruk noktasına ulaştığı bu tarihte, bir şirket, zaman-mekan sıkışmasının taşeronluğunu üstlenmiş, dünyayı metro ağlarıyla birbirine bağladıktan sonra, insanların saçlarını anten olarak kullanan ve beynine nüfus eden şampuanlar üretmiştir. İnsanlar kafasının içini çaktırmadan bulandırmakta ve insanları tüketime yönlendirmektedir.
Bu duruma seyirci kalamayan patronun kızı ve kafasının içinden duyduğu seslerle paranoya başladığını düşünen Roger, ortak hareket ederek bu sistemi yıkmaya ve unutulmuş günlere tekrar kavuşmaya çalışırlar.
Daha önce İf film festivalinde gösterilmiş olan ve bizi son derece gerçek bir dünyaya taşıyan, Guantamo hapishanesinin anlatıldığı Gitmo filmiyle tanıdığımız Tarık Saleh'in ilk uzun metraj filmi Metropia. Animasyon tekniği kullanarak gerçek fotoğraflar kullanıp, gri ve mavi tonların kullanıldığı karanlık bir atmosferde kendi dünyasını yaratıyor Tarık Saleh.
Bıçak Sırtı ve 1984 gibi distopya filmlerin izini süren Metropia, açgözlülüğün hüküm sürdüğü ve baskıcı tüketim toplumunun portresini çiziyor.
2009 Venedik Film Festivali: Geleceğin Film Festivali Dijital Ödülü ve Stocholm Film Festivali: En İyi Müzik Ödülü alan filmlerin seslendirme kadrosunda Vincent Gallo,Stellan Skarsgaard,Juliete Lewis,Alexander Skarsgaard vardır
Film, 2024 yılında geçer. Petrol kaynakları tükenmek üzeredir ve her tarafta gözetleme kameraları vardır. Tüm şehirler birbirine, yeraltından geçen büyük bir metro istasyonuyla birbirine bağlanmıştır. Kahramanız Roger, yeraltından korkutucu atmosferinden ürperdiği için bisikletle işe gelip gitmektedir. Roger'ı birçok şey ürpertmekte.
Kapitalist sistemin doruk noktasına ulaştığı bu tarihte, bir şirket, zaman-mekan sıkışmasının taşeronluğunu üstlenmiş, dünyayı metro ağlarıyla birbirine bağladıktan sonra, insanların saçlarını anten olarak kullanan ve beynine nüfus eden şampuanlar üretmiştir. İnsanlar kafasının içini çaktırmadan bulandırmakta ve insanları tüketime yönlendirmektedir.
Bu duruma seyirci kalamayan patronun kızı ve kafasının içinden duyduğu seslerle paranoya başladığını düşünen Roger, ortak hareket ederek bu sistemi yıkmaya ve unutulmuş günlere tekrar kavuşmaya çalışırlar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




