*Merhaba
*İsrail'li manken, yılanla dans ederken, yılan göğsünden sokmuş. Mankene birşey olmamış ama yılan ölmüş, mankenin göğüsleri silikonlu olduğu için bir şey olmamış.Yani silikonlar patlamaz, öldürürmüş. Yıllar önce "Silikonlar patlar mı" diye şarkı yapan Soner Arıca'ya cevap niteliğinde bir haber.
*Divan edebiyatını yıllarca, divanda birbirlerine şiirler,hikayeler okuyan insanların yaptığı edebiyat zanneden adamım, varın Silikon Vadisi'ni ne zannettiğimi düşünün.
*Londra Üniversitesi boş durmamış bir araştırma yapmış. İnsanlar 50 yaşından sonra stresten kurtuluyor, 85 yaşında mutlu oluyormuş.Ooo mutlu olmak daha çok seneleeer bekleyeceğiz yani. Bir de Türkiye ortalamasına bakalarsak, sanırım mutlu ölünmüyor. Mutlu ölüm yoktur sevgili...
*Çocukken, nereye dediğimizde aldığımız cevap, küfürle değil, bokludereye olurdu. Hep o bokluderenin nerede olduğunu merak ederdim. En sonunda öğrendim. Oturduğum evin iki sokak arkasındaki dere orası.Rüzgarlı ve yağmurlu bir günde, eğer İzmit'e gelirseniz, mandalla gelin ya da ismimi çığırın, getireyim size.
*Dengesiz diyorlar bana, desinler değişemem, desinler değişemem. Ben olmayayım da kim olsun a dostlar. Bir kere yıldızlardan kaybediyorum. İnsanın hem burcu, hem yükseleni ikizler olunca, ediyor 4 kişi. Bir de üstüne eklenince manik depresiflik.Oldu mu sana 6. Ben dengesiz olmayayım da kim olsun a dostlar. -Alo,Özgür'le görüşmek istemiştim. -Tabi, hangisiyle görüşmek istersiniz?
*Deodarantımı değiştirip Axe excite mı alsam acaba?Ama yok almayayım ya, sonra kızlar üstüme düşer. Düşerken kimisi hedefi tutturamaz yere düşer. Düşene araba çarpar, sonra al başına belayı cıks vazgeçtim.
*Teb reklamında, geliyor ya geçmişi hani adamın, Allah'tan benim geçmişim gelmiyor. Geçmişten ben gelsem, benim karşıma çıksam, he bir sen eksiktin deyip, ağzını burnunu kırarım geçmişimin.
*Okuduklarım; Aristotales Bir Karıncayiyenle Washington'a Gider, Vildan Çetin'den Ses, İlber Ortaylı'dan Türkiyenin Yakın Tarihi.İzlediklerim; Noviembre, Kaybedenler Kulübü, Yengeç Oyunu, Cadı Kazanı, Çölde Kutup Ayısı,9 Kadın
*Nükleer santrallerin tartışıldığı,tartışılmasının ve önlenmesinin gerektiği bugünlerde,tüpgazla,televizyonla, hatta ve hatta patatesle karşılaştırılan radyasyonda gelinen son nokta Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanından geldi efenim. "Bekarlık, nükleerden daha riskli, ABD'de yapılan açıklamaya göre, bekarlar evlilere göre 6 yıl daha az yaşıyormuş" Diyecek birşeyim yok. Aslında var da diyemiyorum. Yorum sizin.
*Son söz: Sağlık Bakanlığı ve Enerji Bakanlığı'nın açıklamalarından sonra en iyi gidecek söz; "Hükümetin tamamı sizin için çalışırken mizahçı olmakta bir numara yok" der Will ROGERS
*Cidden bu son söz: Notlara ilk başladığımda, can sıkıntısından başlamıştım. Beğenildi, devamı geldi, kimisi cidden iyi oldu, kimisini ben bile beğenmedim, komik değildi ama yine de yazdım. En nihayetinden benim anlık düşüncelerim, yaptıklarım, okuduklarım,izlediklerim, dalga geçtiklerimdi.Beğenen, beğenmeyen, destekleyen, desteklemeyen herkese çok teşekkür ederim. Günlükten Notlar... Bitti.
.
Hürriyet
notlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
notlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Nisan 2011 Salı
15 Şubat 2011 Salı
Günlükten Notlar 26
* Merhaba
* Geçen gün rüyamda Aliye Rona'yı gördüm. Elime zorla silah tutuşturuyor,"Gidip vuracaksın onu başka yolu yok" diye bağırıyordu, kan ter içinde uyandım.
* Sevgililer gününde bankaların kredi vermesini anlayamadım, "Merhaba, sevgilime tek taş pırlanta alacağımda param yok, kredi çekmek istiyordum".
* Bir reklam:"Sarılıp uyuduğunuzda, sizi terk etmeyecek tek ayı, peluş ayı"
* Bir gazete başlığı “(+18) Hadise istiyor, Sinan vermiyor.”
* Bir kitap çıkarmaya karar verdim, uzun süredir ortalarda gözükmeyen göbeğimin tekrar ortaya çıkması üzerine yazmaya başladığım "Göbeğim ve Ben", göbeğimle benim maceralarımı anlatacak. Yalnız göbeğimin meşhurluğu, şimdiden beni geçecek gibi. Göbeğim ve Ben, çok yakında kitapçılarda, marketlerde, bakkallarda, kasaplarda, manavlarda.
* Çok uyuduğumu söyleyen, arkadaşlarıma cevabımdır. “İsviçreli bilim adamlarının yaptığı araştırmaya göre, 1 saat fazla uyuyan insanların kalp krizi riski azalıyormuş” gerçi yine aynı adamların yani “İsviçreli bilim adamlarının yaptığı araştırmaya göre, İsviçreli bilim adamlarının %95i boş ve gereksiz işlerle uğraşıyorlarmış” ama ilkine inanmak daha çok işime geliyor.
* İsmail ağa cemaati buyurdu; “Kadın dediğin, elinde tespihiyle, Allah’a zikrederken, yatağında abdestli ya da mevlayla irtibatta iken ölmeli…” Evet, ölüm de gelmeden önce geleceğim, hazır ol kadın, diyordu zaten. Erkek nasıl beklemeli, onu buyurmamışlar, ben bir etek öpüp fetva alayım. Onu da açıklayacağım sonra.
* Gözün aydın Türkiye, yasaklarımızdan yenileri. Kamyonların arkasında artık, kamyon edebiyatı yapamayacak yani, “Geçme beni geçerim seni”, “Kamyon çeker 10-20 Ton, gönlüm çeker Paris Hilton” gibi yazıları artık göremeyeceğiz. Daha acayip bir yasak, ambulanslara refakatçi alınmayacak. Yani ambulans hastaneye ulaştığında, hastanın işlemlerinin yapılması için sizi bekleyecek.
* İsviçreli bilim adamlarına özenen Muğla Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmaya göre, kolbastı dinleyen kalkan balıklarında stres oluşmuş efenim. Ama kalkan balığına nasıl müzik dinlettiklerini sormayın bilmiyorum ve bilmek istediğimi de sanmıyorum.
* Türkiye rüşvette Dünya’da altıncı, Avrupa’da birinci olmuş. Bence, benim memurum işini bilir ve o altıncılığı birincilik yapar.
* “Bir kadın için beni kaybetmek, bana göre en büyük ceza” dedikten sonra ortadan kaybolan kemanıyla meşhur Suat Suna şimdi ne yapıyor acaba?
* Çav bella tık tık
27 Ocak 2011 Perşembe
Günlükten Notlar 25
*Merhaba
* Yıllarca orkidelerin neden pahalı olduğunu düşündüm durdum. Meğerse son günlerde 100bin dolara vinç reklamında oynayan sevgili Afrodit'imiz Banu Alkan, orkidelerin arasında sevişiyormuş. “Ateşli dudaklarını öpmeyi özledim, öpen o gül dudaklarını özledim, ipek tenini özledim, beyaz orkideler arasında seninle sevişmeyi özledim. Dokun öp, bu tende alevin az gelir, bebeğim geceler boyu sevişmek az gelir.” Beyaz Orkide şarkısından bir bukle efenim.
* "Türkiye'nin yeni Banu Alkan'ı kim olur" sorusuna "Türkiye'de böyle birini bulamadım ama Charlize Theron olabilir. Benim burnum biraz daha güzel ama onu güzellikte kendime yakın buluyorum." diye de cevap verip, güzelliğini kimseyle paylaşmadı.
* "Osmanlı'da dudaktan dudağa öpüşme yoktu, yanaktan buse alınırdı, biz dudaktan öpüşmeyi sonradan Avrupalılardan öğrendik" Yeni Akit gazetesi yazarı Yavuz Bahadıroğlu'ndan Muhteşem Yüzyıl dizisine farklı bir eleştirel boyut. Avrupalılarda olmasaydı ne yapacaktık bilmem.
* Artık her yerde alkol yasak, zaten alkole pek gerek olmadığını öğrendim izindeyken. Televizyon, kafa bulmanın en güzel yolu. Şöyle iki doz evlilik programı alıyorsunuz, bir doz yemekteyiz. İyi kafa yapıyor. Yalnız hepsini izlemeye kalkmayın, aşırı dozdan yazık olursunuz.
* Mehmet Ali Erbil'in sunduğu, sanırım evlilik programı, sonuna kadar dayanamadım. Çünkü evlilik programı olup olmadığından emin değilim, programda sanki evlenmeye değil de sevişmeye hazırlanan birinin verdiği cevaplar vardı. Aklımı kaybediyorum sandım. "Kendinizi affettirmek için ne yaparsınız", "Önce küvete sıcak suyu doldururum. İçini gül yapraklarıyla doldururum..." dedi, aklım çıktı.
* Almanya'da bir Türk, karısı sürekli sevişmek istediği için polise sığınmış efendim. Eşine Bülent Arınç'ı dinlemesini tavsiye edeydi keşke "Hayat seks ve içkiden ibaret değildir".
* Geceleri uyumak için süt içerken herkes, ben neskafe içiyorum. Evet, biraz ters bir adamım.
* Pluton, şimdi ne yapıyordur acaba, gezegenlikten çıkarıldı diye en son bunalıma girip, kendini alkole vurduğunu duymuştum. Ona da yazık tabi, sen yıllarca ben gezegenim diye etrafta dolaş, sonra bir takım bilim adamları çıksın, sen gezegen değilsin desin.
* Son günlerde karakterimin değiştiğini düşünüyordum, neden değiştiğimi anlayamadığım bir şeyler vardı üzerimde. Sonunda bilim adamlarına sordum ve öğrendim ki gezegenlerdeki eksen kayması yüzünden burcum değişmiş, o yüzden karakterim de değişmiş. İki kere ikizler olan burcum artık boğa efendim.
*Kafama takılanlar;bayramda küslük olmaz, diyip barışanlar, bayramdan sonra tekrar küs mi oluyorlar?*Okuduklarım, Paul Auster'den Sunset Park, Mario Levi'den İçimdeki İstanbul Fotoğrafları, Erasmus'tan Deliliğe Övgü. İzlediklerim, Milenyum Üçlemesi, Aşk Üçgeni, Çakallarla Dans, Çoğunluk.
*Saçma sapan yasaklara,üzerimizde baskı kurmaya çalışanlara, çaktırmadan özgürlüğümüzü kısıtlamaya çalışanlara, hep beraber fiyuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuvtt.
*Kaçarca.
*http://www.ufizy.com/#RGLquqhSnxw/r/!/
19 Aralık 2010 Pazar
Günlükten Notlar 24
* Merhaba
* Her yağmur yağdığında "Hiç kimsenin, yağmurun bile, böyle küçük elleri yoktu", her fırtına çıktığında "Fırtınam, felaketim, hasretim",her kar yağdığında "Karlar düşer, düşer düşer ağlarım, hep ismini hep ismini anarım" diye bağırarak şarkı söyleyesim gelir ama bir çok insanı sesimle kaçıracağımdan dolayı mırıldanmakla yetinirim.
*Sene bitiyor, her yerde 2011 yılı size neler getirecek haberleri ile karşı karşıyayım birde işim gücüm yok okuyorum ama ünlü olacağımdan hiç bahsetmiyor, sıkılıyorum. Hüzün çöküyor üzerime. Bir de aklıma şu takıldı, burcum ikizler, yükselen burcum da ikizler, bu durumda dördüzler olmuyor muyum ben?
*”Yılbaşında kırmızı donun uğur getirdiği hurafedir, Müslümanın hurafeye inanması tehlikeli ve Allah'a şirk koşmaktır.” imza "Bolu Müftüsü". Bu bir hurafe gerçekten. Nerden mi biliyorum, Ben denedim olmadı, %100 çalışıyor.
*"Beni Mahsun'la değil Chaplin'le kıyaslayın" lafı, yeni filminin gösterime girmeye hazırlayan Özcan Densiz'e ait.1913 yılında sinemaya atılan ve dönem koşulları altında, yapılamaz, imkansız, denen birçok şeyi çekip başaran, adını altın harflerle Dünya sinema tarihine yazdıran Charles Chaplin ile kıyaslanmak kimseye düşmez bence, düşmemeli. Böyle bir kıyaslamanın lafını etmek bile ayıp bence.
*TBMM İçişleri Alt Komisyonu'nun pompalı tüfek sahibi olmak için yaş sınırını 18, diğer silahlar için 21 olarak belirleyen raporu ne güzel değil mi? Yasa tasarısı meclisten geçerse herkes 5 silah sahibi olacak. Hep beraber söylüyoruz " Burası Teksas Türkiyeeeee". "Biz burda yabancıları sevmeyiz, çeker vururuz, yabancı!"
*Yumurtayı ruhsata bağlasınlar bence. En etkili silah yumurta hatta yumurta ağır silahlar kategorisine sokulsun. Bakkaldan her yumurta alan takip edilsin. Eve mi gidiyor, mitinge mi diye? Bekara, öğrenciye de yumurta verilmesin.
*“Faceebook, Twitter gibi ahlaki değerleri çürüten etkili ağlar insanları birbirine düşman ediyor.”(Yeni Dinayet İşleri Başkanı) Çok ahlaksızım sanırım ben, düşmanım yok ama Facebook hesabım, twitter hesabım, blogum, birkaç sitede üyeliğim var. Acaba ahlaki değerlerim ne kadar çürümüştür, dost dost diye nicesine sarıldıklarım düşman mıdır?
*Parasız eğitim isteyen, birkaç yüz liralık okul harcını ödeyemeyen öğrencilere, Emre Aköz önerilerde bulunmuş efendim. Tüm devlet üniversiteleri paralı olacakmış, ancak okula giderken ücret ödemeyecek, hayatını kazanmaya başladıktan sonra ödeyecekmiş. Ödeme süreci, öğrencinin (diyelim ki) borcunun 10'da biri kadar ücret almasıyla başlayacakmış. Yani 50 bin lira borcu olan, 5 bin lira kazanmaya başladıktan sonra ödeme yapacakmış. Söyleyin bakayım, hanginiz 5 bin lira maaş alıyorsunuz. Söyleyin söyleyin çekinmeyin. Adam koskoca (hakikatten kocaman yalnız) köşe yazarı olmuş. Birşey biliyor ki yazıyor. 5 bin lira maaş alanlar, biraz çıkma yapsanıza bana, maaşım yükselince öderim. Söz.
*Öperim hepinizi. İyi bakın kendinize.
18 Aralık 2010 Cumartesi
Günlükten Notlar 23
Kafir olup azanı
Eski düzen bozanı
Haklamak için azanı
Kaynatalım kazanı
*Merhaba
*”Bu kimyanın bozulmasını istemediğim için güçlü kalmayı tercih ediyorum. Nuh devri zamanlarından insanlar seyahatler için helva yaparlarmış. Yolda tapınma ihtiyacı olur, helvadan put yapar, ona tapınmaya başlarlarmış. Acıktıkları zaman da onu yerlermiş. Şimdi ben kadına hak ettiğinden fazlasını vermenin yanlış olduğu noktasındayım. Yani helvayı alıp, put yapıyorsun. Sonra ona tapıyorsun, acıkınca yiyorsun. Bunu yapma. Ama helvaya değer ver, senin nimetin o. Şimdi yanlış anlaşılmasın, kadını helvaya benzetiyormuşum gibi de olmasın…” Bu laflar şimdilerde reklamlarda, evlilik hazırlığı yapan, kurtlar vadisi patronu Necati Şaşmaz’a ait efendim. Ben anlamadım, kadın, put, helva,. Kadını helvaya mı benzetmiş. Yok, değil sanırım, helvaya benzetiyormuş gibi olmasın, demiş. Helvadan kadın mı yapıp ona tapıyormuş, acıkınca yiyormuş. Okudum okudum anlamadım. Yardım edin.
*Geçtiğimiz haftalarda NASA uzayda yaşam izleri bulduklarını söylediğinde, herkes ekran başına kilitlendi, NASA’nın açıklamasını dinlemek için. Sonuçta fos çıktı. Efendim ben burdan NASA’ya bir öneri yapmak istiyorum. Mustafa TOPALOĞLU’nu bir de Erol BÜYÜKBURÇ’u incelesinler. Uzaylı olabileceklerini düşünüyorum. Hatta Hande YENER’in, Erol BÜYÜKBURÇ’un uzaylı sevgililerinden birinden olan, çocuğu olabileceğini düşünüyorum. Araştırsın NASA, efendim
*”Wikileaks ile yatıp kalktık.” Geçen Star Haber’de vatandaşa sordular, nedir? diye. Kimi kestane dedi, kimi devlet dedi. Kimi marka dedi, kimi eşofman dedi Bile okuma yazması bilen bir amcaydı. Evet vikiliksle yatmış kalkmışız. Nedir vikiliks? Viks’in kardeşi’dir.
* Belgelerin sızdırılmasına ön ayak olan vikiliksin patronu, geçtiğimiz günlerde tutuklandı. Sonra temyize kadar gözaltında kalmasına karar verildi. Ama ayıp ya, sen sofra kuralım diyip içir millete, içmeyenlerin meyve suyuna alkol katarak, çaktırmadan sarhoş et. Ondan sonra tüm Dünya’ya milletin sırlarını ifşa et. Ayıp, ayıp, sana yapsalar hoşuna gider mi Assange?
*Okuduklarım; Emrah Serbes’ten Erken Kaybedenler, Elif Şafak’tan Firarperest, Kaan Sezyum’dan Oh Yes. İzlediklerim, Balıkçı Kral, Arizona Rüyası, Metropia, Mr Nobody, Harry Potter.
*Matematiğin Püf Noktaları. Gerekli Rakama Nasıl Ulaşırsınız?Yazan: Devlet BAHÇELİ.
*Işınla beni Skati. Bu arada şşt NASA, uzaylılar benim evimde kalıyor.
*Isınalım haydeee. http://fizy.com/#s/1ah00h
*Isınalım haydeee. http://fizy.com/#s/1ah00h
12 Kasım 2010 Cuma
Günlükten Notlar 21
*Merhaba.
*Facebook çıktı mertlik bozuldu. Bu arada ayıp bana ki, hala Facebook filmini seyretmedim. Neyse, niye mertlik bozuldu, anlatayım efendim. Artık birçok insan, ilişkisini Facebook'a yazıyor. Düğün davetiyelerini Facebooktan gönderiyorlar. "Aaa ne yapıyorsun, nasılsın" "Hiç ne olsun işte evlendim. Düğünde yoktun göremedim seni" "Haberim yok ki evlendiğinden, hiç haberim olmadı" "Aa nasıl olmadı, davetiye gönderdim Facebooktan" "..."
*Ajanlar Erol Büyükburç'un spermlerinin peşindeymiş. Belki uzaylılarda olabilirmiş. Zeki bir insan olduğundan onu seçmiş olabilirlermiş. Ya neden bu uzaylılar ya da ajanlar benim peşime düşmüyor. Bende zekiyim, benim IQ’da yüksek, beni de incelesinler, benim de spermlerimin peşine düşsünler. Hep bunlar daha az meşhur bir insan olduğum için mi? Buradan uzaylılara sesleniyorum, bende varım.
* Yılbaşına kadar hiç bir şeye zam yapmayacağını açıklayan hükümet, alkole zam yaptı ve "Gelir bizim için önemli değil, önemli olan halkın sağlığı" açıklamasını yaptı. Muğla'da sahte içki yapan bir şebeke çökertildi ve savunması aynen şu yöndeydi. “İçki sağlığa zararlı. Biz alkol oranı az olan içkileri piyasaya sürerek insanların zarar görmesini engelliyoruz. İnsan sağlığını düşündüğümüz için böyle bir yöntem uyguladık. Bizim içkilerimiz fazla sarhoş etmez ve insanlara zarar vermez.” İmam ve cemaat ilişkisi...
*Amerika'daki New York Üniversitesi üşenmemiş bir araştırma yapmış. Laptop, 1 saatten fazla kullanılırsa erkekte sperm sayısını azaltıyormuş ve 15 dakikadan fazla laptop kullanılmamasını önermişler. Kadında ne oluyor araştırmamışlar sanırım, araştırılırsa haber vereceğim. Bir de masaüstü bilgisayar üretenlerin işi olduğunu sanıyorum bu araştırmanın, bir araştırayım.
*Gelecekten kafama takılanlar; hadi NASA artık telefonlarımı açmıyor. NASA ile ilgili arası iyi olan bir arkadaştan aldığım habere göre 50 yıl sonra yapacaklarmış ışınlanma makinesini ama mesela, uçan kaykaylar ne zaman çıkacak ya da günlük öğünlerimizin sadece hap olduğu günler ne zaman gelecek merak ediyorum.
*Çocukluğumdan hatırladıklarım; leblebi tozu vardı biz küçükken sanırım hala var ama eski rağbet yok. Az boğulma riski geçirmedik, leblebi tozu yüzünden. Birde ağızda patlayan şekerler vardı, patır patır ağzımız acıya acıya yerdik onları.
*Az meşhur olup, kimsenin yüzünü bilmediği bir insan olmak mı? Yoksa çok meşhur olup herkesin tanıdığı bir insan olmak mı? Nedense bu soru takıldı kafama. Meşhur demişken geçen seferki notlarımda Ereğli'den bahsetmiştim. Karadeniz. Ereğli olacak mı? Ben Karadeniz Ereğli'den kimseyi tanımasam da onlar beni tanıyormuş. Sibel Hanım'a övgüleri için buradan teşekkürlerimi yolluyorum.
*Seyrettiklerim; Üstad Miyazaki'nin The Castle Of Cagliostro, eğlenceli bir animasyondu. Üstad, çocukluğumuzun kahramanı Heidi'nin dedesine de ufak bir rol vermiş. Pedro Almodovar'dan Kırık Kucaklaşmalar; klasik Almodavar filmleri dışında kalan bu filmde, zaten sevdiğim Penelope Cruz'u bir kez daha sevdim. Okuduklarım; Burak Gökal'ın bir filmin sadece film olmadığını, neden daha iyi olduğunu anlattığı "Neden Bazı Filmler Daha İyi", Bülent Diken ve Carsten Bagge Laustsen'in beraber yazdığı, toplumlarımızın nasıl olup da kendilerini ancak filmler aracılığıyla nasıl yeniden ürettiği konusunda fikir sahibi edindirdikleri, Filmlerle Sosyoloji.
*Bir hediye paketi geldi az önce. Epeyce büyük. Baktım kimden gelmiş diye, NASA yazıyordu. NASA'dan bayram hediyesi gelmiş.
*Kestiyse Eros raconu, boşuna kaçma, yoktur bu işlerden kaçış yolu.http://fizy.com/#s/1agw8r
*Hepinize sevdiklerinizle beraber mutlu bayramlar dilerim. İyi davranın kendinize. Hadi gidelim, ışınla beni Skati.
30 Ekim 2010 Cumartesi
Günlükten Notlar 20
*Merhaba
*Işınlanma makinesi için telefon etmeye devam ediyorum. Yalnız NASA süper çalışıyor 50 yıla kalmadan yapacaklar herhalde, ne zaman arasam telefonları meşgul.
*Işınlanma makinesi yapılmadan, zaman makinesinin yapıldığını gördüm. Kullanmak için izin verdiler, gittim geçmişe ama hiçbirşeyi değiştiremeden geldim. Korktum geçmişin, geleceğe etkisinden rüyamda.
*Elektornik eşyalarla aram hiç hoş değil bu aralar. Bilgisayarım, istediği programı açıyor, istemediğini açmıyor. Benden bağımsız hareket etmeye başladı. Korkarım ki bir gün eve geldiğimde transformersa dönüp evi ele geçirmiş olacak.
*Michael Jackson ölmeden önce Ereğli'ye geleceğine söz vermişti hatırlarsanız Ereğli Belediye Başkanı'na. Hatta "Halil'ciğim söz bir gün geleceğim" demişti. Araştırdım buldum. Ereğli'ye daha önce geleceğini söz verip te gelemeyen ünlüler Marlyn Monroe, Elvis Presley, John Lennon, James Dean, Audrey Hepburn, Charlie Chaplin. Hepsi gelemeden öldüler. Eğer gelselerdi, teşvik etselerdi Ereğli il değil, ülke bile olurdu. (Ereğli'leri tenzih ederim. Hepsi iyi insanlardır. Hiç tanıdığım olmadı ama eminim iyi insanlardır)
*Ben bunları yazarken yani tam şu anda bir tane sivrisinek odamda dolanıyor, bana bakıp bakıp gidiyor. Hiçbirşey yapmıyor. Ama bakışlarından "sen hele bir uyumaya kalk, gör bak neler yapacağım, uyutmayacağım seni" dediğini anlayabiliyorum. Ben ne yaptıysam ona, elimi bile sürmedim.
*Haz etmediğim hayvanlar serisi 3: Örümceklerden de haz etmiyorum. Ama kardeşim ördüğü ağlara hastayım. Bir araştırma yapılmıştı. LSD, extacy, eroin ve kokain verilerek ağ örmeleri izlenmişti. En güzel ağı LSD aldıklarında yapmışlar. Ben bu araştırmanın amacını anlamadım. Hayvanlar örüyor işte. Tamam, haz etmiyorum ama seviyorum ağlarını, ne diye uyuşturucu verirsin ki.
*Çocukluğumdan hatırladıklarım. Elma şekeri; benim yaşımda bir çok çocuğun(Evet büyümemiş bir çocuğum ben) dişleri çürüdüyse hep elma şekeri yüzündendir. Uzun zamandır görmedim kendisini, var mı gören.
*Sosyeteye girmek istiyorum. Az ama çok az meşhurların sosyetesi var mıdır? Ne gerekiyor acaba sosyeteye girmek için?İkametgah ilmuhaberi, kaç adet fotoğraf, sabıka kaydı falan gerekiyor mudur acaba? Neden girmek istiyorum? Merak işte. Bir o eksik kalmıştı merak etmediğim, merak edeyim dedim.
*Sayın sağlık bakanımıza kadının biri elindeki diyet listesini gösterip "Bunları alacak, yiyecek gücümüz bile kalmadı. Sayın sağlık bakanımız da "Az ye" dedi. Sayın bakanımıza tepkiler geldi. Bence tepki gelmesi yanlış. Adam doğru söylüyor. Az yiyin efendim. Zaten obez bir topluma ilerliyoruz. Her tarafta obez erkekler, obez kadınlar. Az yiyin efendim, az yiyin, mümkünse hiç yemeyin, diyet yapmaya ihtiyacın kalmasın.
*Gözümüz aydın. Ekranların yeni yüzüne hoşgeldin diyin. "23 yıldır şantiyelerde amelelerle uğraşıyorum, bu işi bırakıp artistlik yapacağım, onda daha iyi para var" (Ali Ağaoğlu)
*"İnsanın hayatına fırsat bir kere çıkar. Ayağınıza gelen fırsatı kaçırmayın" diyen reklam, 1650 liradan başlayan taksitlerle diyerek bitiyor. Acaba asgari ücretin ne kadar olduğundan, Türkiye'nin yüzde kaçının asgari ücretle çalıştığından haberi var mı ki sayın Sayın'ın.
*Yağmurların başlamasıyla beraber, kışta ufaktan kendini gösterdi. Kış demek, soba üstünde patlatılan kestane demek, kış demek; sinema ve tiyatro salonlarının dolması demek, kış demek sıcacık evinde tv'de sinema keyfi yapmak demek. Kış demek; salep demek. Kış demek; keyif adamı moduna geçiyor olmam demek.
*Ufaktan kaçarca; iyi davranın kendinize http://fizy.com/#s/152e3l
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



