Hürriyet

14 Ocak 2011 Cuma

Bu Hafta Gösterimde - Cadılar Zamanı

14 Ocak 2011
14. yüzyılda Kara Veba'nın yayıldığı dönemlerde, cadı olduğundan ve hastalığı yaydığından şüphelenilen bir kızın taşınmasına yardım eden şövalye Behman (Nicholas Cage)'ın macerasını anlatılmakta.

Bu Hafta Gösterimde - Aşk Sarhoşu

14 Ocak 2011

Anne Hathaway'in canlandırdığı Maggie karakteri, özgür ruhlu bir genç kadındır. Kolay kolay kimseye bağlanmayan bu kadının, karşı konulmaz bir cazibeye sahip olan Jamie ile karşılaştığında ona aşık olacağını kimse tahmin etmemiştir. Jamie ise, tıbbi ilaç pazarlaması yapan ve bunu yaparken de kadınlar üzerindeki çekim gücünü kullanmaktan çekinmeyen biridir. Ancak ikisinin ilişkisi ilerledikçe ikisi de gerçek bir ilaçla karşılaşır: aşk...

Bu Hafta Gösterimde - Kağıt

14 Ocak 2011
Emrah, ilk sinema filmini çekmeye çalışmaktadır. Babası Mehdi Bey, Emrah’ın eczacı olacağına inanıyordur. Arkadaşları ve annesi Şahane Hanım’ın da desteğiyle para bulan Emrah’ın karşısına bürokrasinin çarkları çıkar. Hayalleriyle Emrah arasında sansür kurulu başkanı Müzeyyen Hanım’dan alacağı son bir imza kalmıştır. Ama bu kolay olmayacaktır. Resmi otoritenin karşısına dikilen Emrah’ı hiç de hoş olmayan gelişmeler bekler.

8 Ocak 2011 Cumartesi

Renklenen Yaşamlar:Pleasantville



David, siyah beyaz bir dizi olan Pleasantville hayranıdır. Dizinin bütün bölümlerini ezbere bilir. Okulun ineklerinden olan David’in kız arkadaşı yoktur ve pasif bir çocuktur. Kızkardeşi Jennifer ise, okulla alakası olmayan okulun havalılardandır. Okulun yakışıklı ve popüler erkeğiyle güzel bir akşam geçirmeyi planlamaktadır. David ise o akşam Pleasantville yarışmasını seyretmek istiyordur. Kumanda yüzünden kavga ederler ve bir anda kendilerini Pleasantville’in içinde bulurlar.

Pleasantville, 1950 lerde geçen, her şeyin siyah beyaz olduğu bir yerdir. Hatta ne olduklarını anlamadan, içine düşen David ve Jennifer bile siyah beyazdır. Pleasantville’de yağmur yağmaz, kitaplar boştur, müzik yoktur, seks yoktur, yangın çıkmaz, itfaiyenin görevi kedi kurtarmaktır. Her şey aksesuardır, her şey düzgündür ve hiçbir değişiklik olmaz. Ta ki David ve Jennifer Plesantville’den içeri girene kadar.

Baştan uyum sağlamaya çalışsalarda, Jennifer bu uyum sağlamaktan sıkılır ve ilk devrimini cinsel devrimle yapar. Bu ilk devrimden sonra her şey değişmeye başlar.

Peki bu değişime, konformist bir yaşam yaşayan,hiçbir şeyi sorgulamayan, kurallarla dolu bir yaşam süren halk alışabilecek midir?

Yönetmen: Gary Ross
Senaryo: Gary Ross
Oyuncular: Tobey Maguire (David), Reese Witherspoon (Jennifer), William H. Macy (George Parker), Joan Allen (Betty Parker), Jeff Daniels (Bill Johnson), J.T. Walsh (Big Bob)

Oktapodi

2009 En iyi Kısa Animasyon dalında ödül alan film

6 Ocak 2011 Perşembe

Film Kulübü


"Eğitim hakkında tek bildiğim şu: insanoğlunun şimdiye kadar karşılaştığı en büyük ve en önemli güçlük,çocukları nasıl yetiştirilmesi ve eğitilmesi gerektiği meselesidir" demiş Montaigne.

David Gilmour'da  okumak istemeyen oğluna reddemeyeceği bir teklif yapıyor. "Okul yok, iş yok, sorumluluk yok. Sadece haftada üç film izlenecek."

Oğlunun okulu bırakmasına izin veren –birlikte haftada üç film seyretmek şartıyla- bir babanın gerçek hikayesi.

'New York Times Book Review' Editörün Seçimi

Chicago Tribune Yılın En İyi Anı-Romanları seçkisinde

Cilasız, samimi, içe işleyen bir baba oğul portresi.Gönülçelen." Newsweek

"Bu kitap anlamlı, derin, değerli... samimiyeti ile büyülüyor." Globe and Mail

"Gilmour cesur bir yazar ve cesur bir baba." National Post

Sıra dışı bir anlaşmaydı: Jesse okulu bırakabilirdi, bütün gün uyuyabilirdi, çalışmasına ya da kira ödemesine gerek yoktu...ama karşılığında haftada üç film seyretmesi gerekiyordu... babasının seçtiği üç filmi.

Baba oğul haftalarca yan yana oturup Çılgın Romantik'ten Rıhtımlar Üstünde'ye, Temel İçgüdü'den Tatlı Hayat'a, gelmiş geçmiş en iyi (ve bazen de en kötü) filmleri izlerler. Filmler sayesinde hayattan konuşurlar... kızlardan, müzikten, kalp acısından, işten, uyuşturuculardan ve dostluktan bahsederler. Oğul giderek kaotik bir ergenden özgüvenli genç bir yetişkine dönüşür, ama Film Kulübü biraz mutlu biraz buruk, kaçınılmaz bir sona yaklaşırken, Jesse babasını bile şaşırtan bir seçim yapar...

FİLM KULÜBÜ insanı derinden etkileyen bir kitap. Samimi, dobra ve dokunaklı; bir adamın sevgili oğluna yetişkinliğe geçişin çetrefilli yollarında kılavuzluk etme çabasının gerçek öyküsü. 

A ay


"Birdenbire!Her şey pespayeleşti.Birdenbire pespayeleşti.Birdenbire. Pespayeleşmişti.Kumsaldaki gezintiden bu yana.Daha önceki gibi değil.Eller, kendi şekillerinde taşlaştı.Ay çürüdü. Ve kalan her şey...tek bir çizginin üzerine çekildi. Tüm nesneler.O... o kaldı.Sadece o. Büyüyen korku kaldı"

“sen gördün.göresin diye çağırdım seni.
annemi gör diye, gör diye! ne diye bunca zahmet?

göstermek daha mı önemli? her gördüğünü gösterebiliyor musun?

söylesene! her gördüğünü gösterebiliyor musun?

rüyalarının fotoğrafını çekebiliyor musun? ışığın yetiyor mu? netliğini ayarlayabiliyor musun? görmeyi, sadece görmeyi biliyor musun?

hem ne göstereceksin? haberleşmek için mi? kimlerle? kendinle habersiz kaldın mı hiç?
gösterilemeyen şeyler görüyorum hep.

gör sadece gör! Ne olursun, o fotoğraflara sadece görmek için bak.

görüyor musun? görüyor musun Nuran? annemi görüyor musun?”